TÜBİTAK MAM'ın buluşu ödül kazandı TÜBİTAK ve DEİK işbirliği için imza attı Benzinsiz araçla dünya turu yaptı
Anasayfa
»Türkbilim
»Uzay
»Genetik
Arkeoloji
»Biyoloji
Ȃevre
»Sağlık
»Kimya
»Tarih
»İslamiyet
»Internet
»Teknoloji
»Bilgidepo
»Foto Galeri
»Video Galeri
Diğer Kategoriler
»Bilim Adamları
»GALERİ
»Arşiv
»Sondakika Ekle
»Link Bankası
»Firma Rehberi
»Künye
»İletişim
Ȇyelik
Anket
Sitemize yeni tasarım gerekli mi?
Evet
Hayır
Onay :
Site istatikleri
01/01/2008 den beri
 Bugün  499 
 Toplam  93339 

Bugün: 23/11/2008
Online Üyeler : [ 0 ]
Online ziyaretçi : [ 3 ]

Fotoğraf Galerisi
Galaksi
uzaydan dünya
Video
Robotlar iş hayatına girdi
Balonun ağır çekimde patlama anı Video
Bu görüntüler gerçek mi?
Yalan değil gerçek harbiden masaüstü
Dünden Kalanlar
Çağın hastalığı kanser hakkında bilgiler
Intel, Türk mühendisleri seçti !
 Arkadaşına Gönder Haberi arkadaşına gönder
 Yazdır Haberi yazdır
 Tarih 26/12/2007 16:24:12
  • Currently 3.05/5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
286 Kişi Oy Vermiş
MUMYALAMA TEKNOLOJİSİ

Kendi yaratılışını unutarak bize bir örnek verdi; dedi ki: Çürümüş-bozulmuşken, bu kemikleri kim diriltecekmiş? (Yasin Suresi, 78) Mumyalama tekniklerinin amacı, ölen kişinin hayattayken sahip olduğu görünüşünü korumasını sağlamaktı.Bu yapılırken önce vücut iç organlarından ve suyundan arındırılır, üzerine güzel kokular dökülür, çürümeyi engellemek için hoş kokulu ve şifalı bitkilerle doldurulurdu. Daha sonra şeritler kullanılarak özenle sarılan mumya, koruyucu muskalarla kaplanırdı. Ölü yıkandıktan sonra burnundan sokulan aletlerle beyin boşaltılırdı. Göz ve ağız boşukları, yağlı keten tamponlarla doldurulup göz kapakları kapatılırdı. Rahip, habeş denilen keskin bir opsidyenle vücüdun sol tarafını açarak, içindekileri tamamen boşaltır ve bunları kanopik denilen çömlek ve vazoların içine koyardı.Boşalan karın kısmı ve kadınların göğüs içleri, hurma şarabı ve kokulu bitkilerle temizlendikten sonra, reçine, tarçın, soğan ve kokulu mir ile karıştırılmış ağaç talaşı yerleştirilirdi. Açılan yerler dikildikten sonra Mısırlıların Net-jeryt denilen ve Kahire yakınlarındaki bir vadide bulunan Natron tozu sodyum karbonat ve ya Sodyum Klorit (tuz) ile karıştırılan madde içinde 40 ve ya 70 gün (soylular için 272gün) bekletilirdi. Böylece vücuttaki nem emilir,organik yapı antiseptik korumaya alınırdı. Bir çeşit insan salamurası olan bu işlemin sonunda eller göğüste veya karın üzerinde birleştirilerek vücüt yatar durumuna getirilir ve kurutulurdu. İç içe konulan bir çok tabuta yerleştirilen mumya son olarak bir lahitin içine yerleştirilirdi. Her lahitin üzerine ölen kişinin tasviri yontulurdu. Bunların amacı ise başka bir batıl inanca yönelikti. İç organlarının konulduğu kanoposlar, ölünün hizmetçiliğini yaptığına inanılan küçük heykeller, cenazeye göz kulak olurlardı. Tüm bu eşyaların üzerinde yazılar veya sembollerle dolu etiketler bulunurdu. Tüm bu batıl ritüellerin Hak Dinden etkilenen yönleri de vardı. Bu inanca göre ölünün cennete gitmesi için Tanrı Osirisin mahkemesinden geçmesi gerekirdi. Bu yüzden sorulan sorulardaki tuzaklara ölünün düşmemesi için tabuta bir de ölüler kitabı konulurdu. Mumyalama, zaman içinde olgunlaşmış, birçok inançtan izler taşıyan karmaşık bir ritüeldir. Mumyalama işlemi ölüyü öbür dünyadaki yaşamına hazırlamak için yapılan bir dizi törenden sadece başlangıç olanıdır. Bu işlem insanların yanı sıra boğa, timsah, kedi gibi hayvanlar için de yapılmaktaydı. Arapça ve Farsçada mumiya, doğada bulunan katran ve bunun karışımlarına denilir, ilaç olarak da kullanılırdı.Gerçekte ölünün bedenini konserve edercesine korumak için yapılan tahnit işleminde katranın kullanılması, onu mumya ile eş anlamlı yapmıştır. Firavunun Cesedinin Korunması Firavun kendini ilah olarak kabul etmesi ve Hz. Musanın Allaha iman etmesi için yaptığı davetlere karşı iftira ve tehditle karşılık vermesine neden olmuştur. Firavun bu kibirli tavrını ancak, ölüm tehlikesi ile karşılaşıp suların altında kalacağını anlayana dek sürdürmüştür. Kuranda Firavunun, Allahın azabıyla karşılaştığında, hemen imana yöneldiği şu ayetle bildirilir: Biz, İsrailoğullarını denizden geçirdik; Firavun ve askerleri azgınlıkla ve düşmanlıkla peşlerine düştü. Sular onu boğacak düzeye erişince (Firavun): İsrailoğullarının kendisine inandığı (İlahtan) başka İlah olmadığına inandım ve ben de Müslümanlardanım dedi. (Yunus Suresi, 90) Ancak Allah Firavunun böyle bir anda iman etmesini kabul etmemiştir. Allah Firavunun bu samimiyetsiz tavrını Kuranda şu ayetlerle bildirir: Şimdi, öyle mi? Oysa sen önceleri isyan etmiştin ve bozgunculuk çıkaranlardandın. Bugün ise, senden sonrakilere bir ayet (tarihi bir belge, ibret) olman için seni yalnızca bedeninle kurtaracağız (herkese cesedini göstereceğiz). Gerçekten insanlardan çoğu, Bizim ayetlerimizden habersizdirler. (Yunus Suresi, 91-92) Bu ayetlerde Firavuna ait cesedin gelecek nesillere ibret olacağının bildirilmesi, cesedin bozulmamış olacağına bir işaret olarak kabul edilebilir. Kuranda 1400 sene evvelden haber verildiği gibi, halen tarihsel bir belge olarak bulunan bir ceset Kahiredeki Mısır Müzesinin Kraliyet Mumyaları Odasında sergilenmektedir. Büyük bir ihtimalle, sular üstüne kapanıp boğulduktan sonra, Firavunun cesedi kıyıya vurmuş ve Mısırlılar tarafından bulunarak önceden yapılmış olan mezarına götürülmüştür.

Bu haber 865 defa okundu.
Bu habere henüz yorum yapılmadı. Yorum yapan ilk kişi olmak için Tıkla
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
Üyelik
Şifremi Kaybettim
KAYIT OL!
Çok Okunanlar
Benzinsiz araçla dünya turu yaptı
TÜBİTAK MAM'ın buluşu ödül kazandı
TÜBİTAK ve DEİK işbirliği için imza attı
Yazarlar
Zaloğlu Rüstem
BEHLüL KIYMAZASLAN
Gençliğimiz ve Biz
ALIM AKGÜL
Bilim Adamları
Bilim Adamları
Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu
O, batının son 300 yılda en genç profesörü. İlk ve tek Türkiye Cumhuriyeti Profesörü unvanı ona verildi. İki kez nobel ödülü adayı. Türkiye ve Türkçe aşığı. Zamanla yarışan bir hayat hikayesi...
1935-?
Tümü