TÜBİTAK MAM'ın buluşu ödül kazandı TÜBİTAK ve DEİK işbirliği için imza attı Benzinsiz araçla dünya turu yaptı
Anasayfa
»Türkbilim
»Uzay
»Genetik
»Arkeoloji
»Biyoloji
Ȃevre
»Sağlık
»Kimya
Tarih
»İslamiyet
»Internet
»Teknoloji
»Bilgidepo
»Foto Galeri
»Video Galeri
Diğer Kategoriler
»Bilim Adamları
»GALERİ
»Arşiv
»Sondakika Ekle
»Link Bankası
»Firma Rehberi
»Künye
»İletişim
Ȇyelik
Anket
Sitemize yeni tasarım gerekli mi?
Evet
Hayır
Onay :
Site istatikleri
01/01/2008 den beri
 Bugün  498 
 Toplam  93338 

Bugün: 23/11/2008
Online Üyeler : [ 0 ]
Online ziyaretçi : [ 7 ]

Fotoğraf Galerisi
Galaksi
uzaydan dünya
Video
Robotlar iş hayatına girdi
Balonun ağır çekimde patlama anı Video
Bu görüntüler gerçek mi?
Yalan değil gerçek harbiden masaüstü
Dünden Kalanlar
Çağın hastalığı kanser hakkında bilgiler
Intel, Türk mühendisleri seçti !
 Arkadaşına Gönder Haberi arkadaşına gönder
 Yazdır Haberi yazdır
 Tarih 05/05/2008 23:12:54
  • Currently 3.00/5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
41 Kişi Oy Vermiş
Tabgaç Devleti

Tabgaç Devleti IV. yüzyıl sonlarına doğru Kuzey Çin’de kudretli bir siyasî teşekkül meydana getiren, Çinliler’in T’o-ba dedikleri topluluğu Türkler “Tabgaç” diye anmışlardır. Orhun kitabelerinde sık sık adı geçen ve Gök-Türk yolu ile Bizans kaynaklarına da intikal eden (Taugast) = Tabgaç kelimesi “Çin” manasına da alınmıştır. Çünkü Göktürkler’in ilk zamanlarında Türkler’ce “büyük” tanınan bu sülale Çin’de hüküm sürmekte idi. Aslında Türkçe olup, “ulu, muhterem, saygıdeğer” manasını ifade eden Tabgaç tabiri bazı Karahanlı hükümdarları tarafından unvan olarak (Tafgaç, Tamgaç) kullanılmıştır. Kaşgarlı Mahmud’un, Türkler’den bir bölük olduğunu kaydettiği Tabgaç’lar Çin yıllıklarına göre Asya Hunları’ndan bir kısımdır. Sülalenin resmî tarihinde (Wei-shu) de Mete Han eski T’o-ba (Tabgaç) hükümdarı olarak gösterilmiştir. Ayrıca Tabgaçlar’ın örf-adet ve geleneklerinden çoğu: Kurt efsanesi, mağara, dağ, orman kültleri, göç efsanesi vb. Türkler’le ilgili bulunduğu gibi, dillerinin de Türkçe olduğunu ortaya koyan deliler vardır: Bitegçin (Bitikçi, kâtip, hariciye nazırı), kapugçin (kapıcı, hacib), atlaçın (atlı, süvari birliği), tabagaçın (yaya, piyade birliği), kurakçın (koruyucu, muhafız kıtaları), yamçın (posta sürücüsü), aşçın (aşçı, matbahçı başı), törü (kanun töre) vb. Çin kaynaklarında geçen bu kelime ve tabirler aynı zamanda Tabgaçlar’ın devlet idaresi ve ordu kuruluşları hakkında da bilgi verir durumdadır. Bununla beraber, bu Türk devletinde oldukça büyük ölçüde Moğollar’ın da yer aldığı anlaşılıyor. Araştırmalarda Tabgaçlar’a bağlı kabilelerden kimlikleri tespit edilebilenlerin yarısından fazlasının Moğol menşeli olduğu neticesine varılmıştır. Ancak Moğollar, diğer Çinli halk ile birlikte şüphesiz teb‘a durumundadır. Çinli’lerin “Wei” adını verdikleri bu sülalenin kurucusu olarak bilinen Şa-mo han’dan itibaren 70 yıl kadar uğraşarak Ta-t’ong bölgesindeki mahalli hükümetçikleri idareleri altına alan Tabgaçlar’ın büyük devlet halinde gelişmesi Kuei zamanında (385-409) verimli topraklara sahip Doğu Çin’in Hsien-pi’lerden zapt edilmesi ile (409) olmuştur. Başkenti P’ing-Ç’eng şehri (kuzey Şan-si’de Tai bölgesinde) olan devlet bir yandan Pekin yakınlarına, bir yandan Huang-ho nehri dirseğinin güneyine kadar uzanmıştı. Kuzey istikametinde, kudretli bir siyasî teşekkül halinde beliren H’yen-bi (Hsien-pi)’lerin varisi Moğol menşeli, Juan-Juan’lar yüzünden, ciddî bir genişleme olamıyordu. İki devlet arasında, bazen çok şiddetli mücadele 150 yıl kadar sürmüştür. Hükümdar Sseu (409-423)’den sonra Çin’in başkentleri Lo-yang ve Cha’ang-an bugün (Si-ngan-fu)’ı ele geçirerek hakimiyetini sarı Nehir bölgesine yayan ve bütün Kuzey Çin’i tek idarede birleştiren büyük hükümdar T’a-o (T’ai-wu) devrinde (424-452) Tabgaç Devleti en parlak çağını yaşadı. 427’de Hun Hia krallığını alan ve Juan-juan’ları mağlup ederek bugünkü İç Moğolistan’ı istila eden (436) T’ai-wu, 439’da Kansu’daki son Hun Krallığını (Pei-Liang) ortadan kaldırdıktan sonra, İç Asya’ya yönelerek Karaşar, Kuça şehirlerini himayesine bağladı (448). Böylece ünlü ipek yolu güzergahı tekrar Türk hakimiyetine girmiş oldu. T’ai-wu, Çin askerinin “taydan ve düveden farksız” olduğunu söylüyor ve kendisi “Börü” (= Kurt, Çince şekli Fo-li) lakabını taşıyordu. İmparatorluk merkezini Türk hayat şartlarına oldukça uygun gelen bozkır bölgesinde (kuzey Şan-si) tutan T’ai-wu, o sıralarda Çin’de yayılmakta olan Budizm’in Türkler arasında nüfuz kazanmasını önlemeğe çalışıyor, idaresi altındaki Çin topraklarında bile Budistlerin dini faaliyetlerini kontrol ediyordu. Tapınaklarda âyinler dışında din propagandasını yasaklayan bir emirname çıkarmış (438) ve 446’da emre riayet etmeyenlerin şiddetle takibini emretmişti. T’ai-wu’nun Türk bünyesini ve seciyesini Budizm’in bozucu tesirinden korumak maksadını güden bu tutumun mana ve değeri daha sonra anlaşıldı. Tedbirlerin ehemmiyetini fark edemeyen halefleri zamanında, hatta Budizm’in himayesi cihetine gidildi. İmparator Siun (452-465) ile gelişmeğe başlayan bu durum, daha sonra büsbütün hızlanarak Tabgaç topluluğunun Çinlileşmesine zemin hazırladı. 493’te başkenti bozkır bölgesinden eski Çin merkezi Lo-yang’a nakleden İmparator Hong (471-499), Türk töresine karşı ağırlık verdiği soysuzlaşmayı 495 yılında Türk örf, adet, geleneklerini, Tabgaç dilini ve hatta yazışmalarda Türkçe tabirlerin kullanılmasını yasaklamakla tamamladı. Buna karşı çeyrek asır kadar devam eden tepkiler bastırıldı. Kiao (499-517)’dan sonra idareyi devir alan imparatoriçe Hu (ölm. 528) Budizm’e o kadar düşkün idi ki, yabancı memleketlerdeki “dindaşları” ile de alakalanıyordu. 520’ye doğru Hindistan’da Ak-Hun hükümdarı Mihiragula’yı ziyaret ettiğini gördüğümüz Çinli Budist rahip bu kraliçenin arzusu ile seyahat ediyordu. Tabiatıyla Tabgaç iktidarı da gittikçe gücünden kaybetmekte idi. Devlet 535’e doğru Kuzey (Tai’de) ve Batı (Cha’ang-an’da) Weileri adı ile ikiye ayrıldı ve aralarında mücadele başladı. Kısa zaman sonra bütün arazileri Çinli hanedanlara intikal etti (550-556). TÜRK MİLLİ KÜLTÜRÜ turkkulturu.net

Bu haber 85 defa okundu.
Bu habere henüz yorum yapılmadı. Yorum yapan ilk kişi olmak için Tıkla
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
Üyelik
Şifremi Kaybettim
KAYIT OL!
Çok Okunanlar
Benzinsiz araçla dünya turu yaptı
TÜBİTAK MAM'ın buluşu ödül kazandı
TÜBİTAK ve DEİK işbirliği için imza attı
Yazarlar
Zaloğlu Rüstem
BEHLüL KIYMAZASLAN
Gençliğimiz ve Biz
ALIM AKGÜL
Bilim Adamları
Bilim Adamları
Prof. Behram N. Kurşunoğlu
Albert Einsteinın genel görelilik kuramının elektromanyetizma ile birleştirilmesi üzerine çalışmalar yapmış bir fizikçidir. Ankara Üniversitesi ve İngilteredeki Edinburgh Üniversitesindeki eğitiminin ardından fizik doktorasını gene İngilteredeki Cambridge Üniversitesinde tamamlayan Kurşunoğlu, Albert Einstein ve Erwin Schrödinger ile birlikte simetrik olmayan yerçekimi kuramları üzerinde önemli çalışmalarda bulunmuştur. Kuantum Fiziği konusunda yaptığı araştırmalarla özellikle Genelleştirilmiş İzafiyet Teorisini ortaya atan kişi olarak bütün dünyaca tanınıyordu. 1964 yılından beri organize etmekte oldugu Coral Gables Konferans serisi ile de tanınan Kurşunoğlu, 2003 yılındaki konferanstan kısa bır zaman önce kalp krizinden vefat etmiştir
1922-2003
Tümü