Internet Explorer gözden düştü
Anasayfa
»Türkbilim
»Uzay
»Genetik
»Arkeoloji
»Biyoloji
Ȃevre
»Sağlık
»Kimya
Tarih
»İslamiyet
»Internet
»Teknoloji
»Bilgidepo
»Foto Galeri
»Video Galeri
Diğer Kategoriler
»Bilim Adamları
»GALERİ
»Arşiv
»Sondakika Ekle
»Link Bankası
»Firma Rehberi
»Künye
»İletişim
Ȇyelik
Anket
Sitemize yeni tasarım gerekli mi?
Evet
Hayır
Onay :
Site istatikleri
01/01/2008 den beri
 Bugün  39 
 Toplam  114542 

Bugün: 06/01/2009
Online Üyeler : [ 0 ]
Online ziyaretçi : [ 1 ]

Fotoğraf Galerisi
Galaksi
uzaydan dünya
Video
Robotlar iş hayatına girdi
Balonun ağır çekimde patlama anı Video
Bu görüntüler gerçek mi?
Yalan değil gerçek harbiden masaüstü
Dünden Kalanlar
 Arkadaşına Gönder Haberi arkadaşına gönder
 Yazdır Haberi yazdır
 Tarih 05/05/2008 22:49:45
  • Currently 3.12/5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
83 Kişi Oy Vermiş
Delhi Türk Sultanlığı

Delhi Türk Sultanlığı (1206-1413) Bu siyâsî teşekkül, Gur hükümdarı Muizzüddin Muhammed'in 1192'de kuzey Hindistan'a vâlî tâyin ettiği Kutbüddin Aybeg tarafından kurulmuştur (1206). Daha vâli iken Aligarh'ı, Benares'i ve ünlü Bihâr kalesini ele geçirmiş olan Aybeg, Lahor ile Pencâb bölgesini de Tâcüddin Yıldız'dan aldı. 1210'da atından düşerek öldüğü zaman Bedâun'da damadı İl-tutmuş, Uc'da öteki damadı Kabaca, Bengal'de onun tâyin ettiği Kaymaz bulunuyordu. Aybeg'in erkek çocuğu yoktu. Şemsüddin İl-tutmuş, bütün kuzey Hindistan'ı elinde toplayarak "Şemsiyye"hânedanını kurdu (1211-1266). Devleti, Delhi başkenti olmak üzere, büyük kısmı ile Pencâb'ı, Multan'ı, Lahor'u ve kuzeyde Gazne'ye kadar uzanan bölgelere ihtiva ediyordu. Celâleddin Harezmşah'a karşı ülkesini koruyan ve Moğollar'dan kaçan kalabalık Türk kitlelerini memleketine kabûl etmek suretiyle, kuzey Hindistan'da Türk kültür hayatının devamını sağlayan İl-tutmuş, 1235 yılına kadar Bengal, Gwalior'dan başka Uccayn'ı da kendine bağladı ve Halife kendisini "Hindistan Sultanı" olarak tanıdı (1229). Ölümünden (1236) sonra, kaabiliyetsiz oğlunun yerine kızı Raziyye Sultan oldu (1236-1239). Fakat, babasının yetiştirmiş olduğu "Çihigân" diye anılan kırk kumandan karışıklık çıkardılar. Bunlar otorite tanımaz kimseler olmakla beraber yurtlarına Moğolları sokmayacak kadar vatansever idiler. Nihayet Şemsiyye âilesinden Nâsırüddin Mahmûd inzibatı sağlamak için 40'lardan Uluğ Han diye anılan Balaban'ı iş başına getirdi. Nâib sıfatiyle faydalı işler gören Balaban, Mahmûd'un 1266'da ölümü ile kendisi Delhi sultanı oldu. Moğol hücumlarını durdurdu, Lahor'dan Moğol baskısını uzaklaştırdı, memleketi imâr etmeğe çalıştı. Yerine torunu geçti (1287-1290). Fakat kısa zamanda iktidar devletin askerî gücünü meydana getiren Kalaç Türkleri başbuğlarından Celâlüddin Fîrûz'a intikal etti. Fîrûz, Moğol akınlarını püskürttü (1291). Yeğeni Muhammed Kalaç, Dakkan üzerine bir sefer yaptırdı. Bu ordu Deogir devleti merkezine (bugün Devlet-âbâd) girmeğe muvaffak oldu (1295). Fîrûz'un yerine geçen Muhammed Kalaç (1296-1316) bütün Malva bölgesini, Raçputana'yı, Gücerat'ı zapt etti. "Sultan-ı a'zam" diye anılıyordu. Ölümü üzerine çıkan karışıklıklar içinde Giyâsüddin Tuğluk iktidara geldi. Asayişi sağlayan, teşkilâtı nizama sokan, su kanalları açtıran Tuğluk, Bengal'e de tamamiyle hâkim oldu. Telingana'yi Delhi'ye bağladı. Başkentin adını Sultanpûr'a çevirdi. Oğlu Muhammed Tuğluk (1325-1351) bir aralık devlet merkezini çok güneydeki Deogir'e nakletti. Çok mağrur bir adamdı. Çin'i zapt etmeği düşünüyordu. Huzursuzluk baş gösterdi. Bengal devletten ayrıldı (1339). Fîrûz Tuğluk zamanı (1351-1388) bir nevi toparlanmakla geçti. Kuzeyde Timur hâkimiyeti dolayısiyle Hindistan'a Türk akını kesilmişti. Yerli kuvvetlere dayanmak gerekiyordu. Bu sebeple koyu bir din politikası tâkip eden Fîrûz'dan sonraki on yıl içinde (1397'ye kadar) Delhi tahtına yedi kişinin çıktığı görüldü. Vilâyetler istiklâllerini ilân ettiler. Nihayet Delhi'de idare Afganlı Seyyid âilesinin eline geçti (1414). TÜRK MİLLİ KÜLTÜRÜ turkkulturu.net

Bu haber 107 defa okundu.
Bu habere henüz yorum yapılmadı. Yorum yapan ilk kişi olmak için Tıkla
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
Üyelik
Şifremi Kaybettim
KAYIT OL!
Çok Okunanlar
Internet Explorer gözden düştü
Yazarlar
Zaloğlu Rüstem
BEHLüL KIYMAZASLAN
Bilim Adamları
Bilim Adamları
Ord. Prof. Dr. Hulusi Behçet
Profesör unvanını alan ilk Türk akademisyeni. Kendi adıyla anılan Behçet Hastalığını bulan ve bu sayede adını tüm dünyaya duyuran Türk bilim adamı. Türkiyenin en büyük dermatologu. Yurt içinde ve dışında yayımlanmış pek çok makale ve 196 kalıcı eser...
1889-1948
Tümü